Gece yavaş yavaş şehrin üzerine inerken, ekranın ışığı odanın tek aydınlığı olmuştu. Günün yorgunluğu, yarım kalmış cümleler ve içte biriken düşünceler… Hepsi bir yere akmak istiyordu. İşte o an, yol KELEBEKSOHBET ile kesişti.
Başta sadece merak vardı. Basit bir giriş, küçük bir rumuz ve ardından açılan o tanıdık ama bir o kadar farklı dünya… KELEBEKCHAT içinde herkes bir şey anlatıyor gibiydi ama kimse acele etmiyordu. Cümleler yarışmıyor, insanlar birbirini bastırmıyordu. Garip bir sakinlik hakimdi.
İlk yazılan kelime kısaydı:
“Selam.”
Beklemek uzun sürmedi. Ekranın diğer ucundan gelen cevap sıradan değildi:
“Hoş geldin, biraz yorgun görünüyorsun.”
Bu cümle, o anın kırılma noktasıydı. Çünkü ilk defa biri sadece yazılanı değil, yazılmayanı da görmüştü. KELEBEKSOHBET tam olarak buydu; kelimelerin arasını okuyabilen insanların buluştuğu bir yer.
Sessiz Başlayan Sohbetler
Geceler ilerledikçe sohbetler de derinleşti. KELEBEKCHAT odalarında herkesin bir hikayesi vardı ama kimse onu bağırarak anlatmıyordu. Sakin, yavaş ve gerçek…
Bir kullanıcı çocukluğundan bahsederdi,
diğeri bir şarkının onda bıraktığı izi anlatırdı.
Ve bir başkası sadece şunu yazardı:
“Bugün biraz eksik gibiyim.”
Bu eksiklik hissi, yabancı değildi. Çünkü KELEBEKSOHBET içinde herkes bir parçasını arıyordu aslında.
Kelimelerle Kurulan Bağlar
Zaman geçtikçe bazı isimler tanıdık gelmeye başladı. Aynı saatlerde gelenler, aynı tarzda yazanlar… KELEBEKCHAT içinde oluşan bu küçük düzen, bir alışkanlıktan öteye geçti.
Her gece açılan sohbet:
- Aynı sıcaklıkla başlar
- Aynı içtenlikle devam eder
- Aynı huzurla kapanırdı
Kimse kimseyi görmemişti belki ama yazılanlar, gerçek bir bağ kurmaya yetiyordu.
Görmeden Tanımak
Birinin nasıl biri olduğunu anlamak için yüzünü görmek gerekmiyordu. KELEBEKSOHBET içinde insanlar kendini olduğu gibi yansıtıyordu. Maskeler uzun süre dayanmazdı burada.
Birinin yazış şekli:
- Sabırlı mı,
- Kırgın mı,
- Neşeli mi
hepsini belli ederdi.
Bu yüzden KELEBEKCHAT, yüzeyde kalan sohbetlerden çok daha fazlasını sunuyordu.
Gecenin En Sessiz Anı
Saat ilerledikçe sohbet yavaşlar, kelimeler azalırdı. Ama bu bir bitiş değil, daha çok bir dinginlik haliydi.
Bazen sadece iki kişi kalırdı odada. Uzun uzun yazmak yerine kısa cümleler yeterdi:
“Buradayım.”
“Ben de.”
Bu iki cümle bile bir yalnızlığı paylaşmaya yeterdi. KELEBEKSOHBET içinde bazen konuşmak değil, aynı anda orada olmak önemliydi.
Küçük Anların Değeri
Bir gün biri uzun uzun yazdı. Hayatından, kırgınlıklarından, içinden geçenlerden bahsetti. Kimse araya girmedi. Kimse konuyu değiştirmedi.
Sonunda biri şöyle yazdı:
“Anlattıkların ağır ama yalnız değilsin.”
Bu cümle, saatler süren anlatımdan daha etkiliydi. Çünkü KELEBEKCHAT içinde herkes dinlemeyi biliyordu.
Alışkanlığa Dönüşen Geceler
Artık her gece aynı kapı çalınıyordu. Ekran açılıyor, KELEBEKSOHBET sayfası yükleniyor ve tanıdık isimler birer birer görünüyordu.
Bu bir bağımlılık değildi,
bir kaçış da değildi.
Daha çok, ait olunan bir yer hissiydi.
Yazının Ardındaki İnsan
Zamanla fark edilen bir şey vardı: Herkes yazdığı kadar görünüyordu. Ne eksik ne fazla. Bu da KELEBEKCHAT ortamını diğerlerinden ayırıyordu.
Kimse rol yapmaya çalışmıyordu,
kimse bir şey ispat etmiyordu.
Olduğu gibi olmak yeterliydi.
Gece Biterken
Saat geceyi sabaha bağlarken, sohbet yavaşça dağılırdı. Ama kimse gerçekten ayrılmış gibi hissetmezdi. Çünkü bir sonraki gece yine aynı yerde buluşulacağını bilmek yeterdi.
kelebek sohbet – kelebek chat – tam sohbet – sohbet – sohbet odaları – sohbet siteleri
Ekran kapanır, oda karanlığa dönerdi.
Ama içeride kalan bir şey olurdu:
birkaç cümle,
birkaç his,
birkaç insan.
Ve hepsi KELEBEKSOHBET içinde bırakılmış gibi değil, orada saklanıyor gibi hissedilirdi.
İlk yorum yazan siz olun.